1 Mart 2014 Cumartesi

Türk Seçmeninin İtaatkar Yapısı

Türk seçmeninin itaatkar yapısı, seçme ve seçilme hakkının kazanılmasına kadar dayanan tarihsel bir konudur. Gündemi yakalamak adına bu yazı, yolsuzluğa inanmayanlar; başka bir deyişle bunun dış bir oyun olduğuna inananların itaatkar yapısıyla alakalıdır.
Bu konuda muhabbet ettiğim iki kişiden örnek vererek başlayayım. İlk adamımız kayıtların montaj olduğuna kayıtsız şartsız inanıyor, kayıtları dinlemediği halde. İkinci adamımız ise çaldıysa da helal olsun diyor. Bu itaatkarlığı anlamak için Türk siyasetine otopsi yapmak gerekir. 
İlk bulgular; 2000 öncesi ağır bürokrasi, kemalist ideolojinin dindarlar üzerindeki baskısı, gelişmeyen, güçsüz ülke imajı v.b olacaktır. 2000 sonrası ise değişimi ifade eder. Bu büyük değişimi tamamen Ak Parti'ye mal etmek fazla iyimserlik olur, teknolojinin gelişmesine paralel olarak Türkiye'de dinamikler biraz da mecburen değişti diyebiliriz. Değişimin lokomotifi dindarların üzerindeki baskının kalkmasıdır. Başörtü taktığı için sosyal hayattan men edilen, gümüş yüzük takınca fişlenen, içki içmediği için terfi alamayan insanlar Ak Parti ile birlikte büyük bir rahatlama içerisine girdi ve bu hükümet tarafından ustaca kullanıldı, gereksiz bir şekilde bu konudaki özgürlükler bekletildi. Ak Parti'nin en büyük ikinci kozu ise yerel hizmetler. Bu konudaki kötü geçmişte ustaca kullanıldı ve yol yapmak, sağlık reformu v.b gibi temel hizmetler bile tanrısal bir ritüelle insanlara sunuldu. Son 12 yılı da iki kısımda incelersek ilk dönem daha çok hizmetlerin, ikinci dönem ise bu hizmetler ile -hakedilmiş- kibrin ön planda olduğunu söylemek mümkün.
Dünyada 7 milyar insan çeşidi vardır ve insan milyonlarca mikro organizmadan oluşan bir yaratıktır buna rağmen yazının en başından beri yaptığımız ikili ayrıştırmaları yine yapma cüretinde bulunursak bu itaatkar insanların ilki; din ve hizmet alanındaki gelişmelere dayanarak iktidara büyük minnet ve güven duyanlar, yani olayın saf kısmında kalanlar, ikincisi ise her şeyin farkında olup -herhangi bir çıkarı olmasa dahi- güce duyduğu teslimiyet içerisinde olanlar ile onların omuzlarında yükselen güç sahipleri.
Ak Parti'nin güç kaybı bu kasetlerden daha çok, yerel yönetimlerde seçim çalışmalarında bulunmuş ancak seçim sonrası bunun -adaletsiz- karşılığını alamayan küçük kitlelerce yaşanabilir. Siyasetin Türk insanı nezdindeki anlamı değişmediği sürece Ak Parti'den sonra da tüm bu yaşananlar tekrar yaşanacaktır, hep yaşandığı gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder